Sevgili okurlar,
Beslenme konuşurken çoğu zaman karbonhidratları, proteinleri, vitaminleri ele alıyoruz. Ancak son yıllarda bilim dünyasında dikkat çeken çok daha derin bir konu var: Bağırsak mikrobiyotası yalnızca yediklerimizi değil, aldığımız tedavileri de etkiliyor.
Evet, yanlış duymadınız. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma, kullandığımız birçok farmakolojik ajanın emilimini, metabolizmasını ve etkinliğini değiştirebiliyor.
Bugün biraz daha akademik bir çerçevede ama anlaşılır bir dille şu sorunun peşine düşelim:
Aynı tedaviyi alan iki kişide neden farklı etki ortaya çıkar?
Bu sorunun yanıtlarından biri artık çok net: Mikrobiyota farklılığı.
Mikrobiyota: Pasif Bir Yolcu Değil, Aktif Bir Metabolik Organ
Bağırsak mikrobiyotası; bakteriler, arkea, mantarlar ve virüslerden oluşan karmaşık bir ekosistemdir. Sayıları yaklaşık 10¹⁴ düzeyindedir ve genetik kapasiteleri insan genomunun katbekat üzerindedir.
Bu mikroorganizmalar yalnızca besinleri fermente etmez; aynı zamanda:
- Enzim üretirler
- Kimyasal dönüşüm yaparlar
- Bağırsak bariyerini etkilerler
- Bağışıklık sistemini modüle ederler
Dolayısıyla farmakolojik ajanlar bağırsaktan geçerken yalnızca epitel hücreleriyle değil, bu mikrobiyal ekosistemle de karşılaşırlar.
Emilim: İlk Temas Noktası
Bir ajanın sistemik dolaşıma katılabilmesi için öncelikle gastrointestinal sistemden emilmesi gerekir.
Mikrobiyota bu aşamada üç ana mekanizma ile rol oynar:
Doğrudan Metabolik Dönüşüm
Bazı bakteriler, belirli molekülleri kimyasal olarak değiştirir.
Bu dönüşüm:
- Ajanın aktifliğini azaltabilir
- Etkinliğini artırabilir
- Toksisite riskini değiştirebilir
Bu nedenle bazı bireylerde biyoyararlanım düşerken bazılarında artabilir.
Bağırsak Bariyerinin Modülasyonu
Mikrobiyota bağırsak epitel bütünlüğünü etkiler.
Disbiyozis durumunda:
- Sıkı bağlantı proteinleri zayıflar
- Geçirgenlik artar
- Sistemik inflamasyon yükselir
Bu durum farmakokinetik yanıtı doğrudan etkileyebilir.
Enzimatik Etkileşim
Bağırsakta bulunan bazı mikrobiyal enzimler, karaciğer kaynaklı metabolik enzimlerle fonksiyonel olarak yarışabilir ya da onları etkileyebilir.
Bu, özellikle oral yoldan alınan ajanların ilk geçiş metabolizmasında önemlidir.
Biyoyararlanım: Aynı Doz, Farklı Etki
Biyoyararlanım, alınan dozun sistemik dolaşıma ulaşan kısmıdır. Ancak bu oran kişiden kişiye değişebilir.
Bunun nedenleri arasında:
- Mikrobiyota çeşitliliği
- Diyet paterni
- Lif alımı
- Antibiyotik kullanımı
- Probiyotik tüketimi
- Kronik inflamasyon
yer alır.
Örneğin, kardiyometabolik hastalıklarda kullanılan bazı oral tedavilerin etkinliğinin, mikrobiyota kompozisyonuna bağlı olarak değiştiği gösterilmiştir.
Aynı şekilde metabolik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ajanların etkilerinin, bağırsak bakterileri aracılığıyla modüle edildiği düşünülmektedir.
Antibiyotikler ve Zincirleme Etki
Antibiyotik kullanımı mikrobiyotayı ciddi şekilde değiştirir.
Bu durum yalnızca enfeksiyonu değil, sonrasında kullanılan diğer tedavilerin emilim ve etkinliğini de etkileyebilir.
Özellikle:
- Geniş spektrumlu antibiyotikler
- Uzun süreli kullanımlar
mikrobiyal çeşitliliği azaltarak biyoyararlanım dinamiklerini değiştirebilir.
Klinik Açıdan Ne Anlama Geliyor?
Bu bilgiler bize şunu söylüyor:
“Standart doz herkese aynı sonucu vermez.”
Artık modern tıp, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarını konuşuyor. Farmakogenetik kadar farmakomikrobiyomik de önem kazanıyor.
Yakın gelecekte:
- Mikrobiyota analizi
- Metabolik profil değerlendirmesi
- Beslenme alışkanlıklarının incelenmesi
tedavi planlamasının parçası olabilir.
Beslenme Bu Sürecin Neresinde?
İşte burada biz diyetisyenler devreye giriyoruz.
Çünkü mikrobiyota:
- Diyet lifi ile beslenir
- Polifenollerden etkilenir
- Fermente besinlerle modüle olur
- Rafine şeker ve ultra işlenmiş ürünlerle olumsuz etkilenebilir
Dolayısıyla bir bireyin beslenme modeli, aldığı tedavinin biyoyararlanımını dolaylı olarak etkileyebilir.
Bu da şunu gösteriyor:
Tedavi yalnızca reçete değildir.
Tedavi bir ekosistem yönetimidir.
Kronik İnflamasyon ve Metabolik Bağlantı
Düşük dereceli sistemik inflamasyon hem mikrobiyotayı değiştirir hem de farmakokinetiği etkileyebilir.
Metabolik sendrom, obezite ve insülin direnci gibi durumlarda mikrobiyota kompozisyonu farklılaşır.
Bu da bazı farmakolojik ajanlara verilen yanıtın değişkenliğini açıklayabilir.
Sağlık Açısından Değerlendirme
Bu bilgiler ışığında birkaç önemli mesaj vermek isterim:
- Tedaviye yanıt farklılığı “ilaç işe yaramıyor” anlamına gelmeyebilir.
- Bağırsak sağlığı, farmakolojik etkinin bir parçasıdır.
- Gereksiz antibiyotik kullanımı dolaylı farmakokinetik sonuçlar doğurabilir.
- Beslenme modeli tedavi başarısını etkileyebilir.
Bu nedenle:
- Liften zengin beslenme
- Çeşitli bitkisel gıda tüketimi
- Fermente besinlerin dengeli kullanımı
- Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınma
- Bağırsak bariyerini destekleyen bir yaşam tarzı
uzun vadede yalnızca sindirim sağlığını değil, tedavi yanıtını da destekleyebilir.
Son Söz
Tıp bilimi artık insanı tek başına bir organizma olarak değil, mikroorganizmalarla birlikte bir “süper organizma” olarak değerlendiriyor.
Bağırsaklarımızdaki mikrobiyal topluluk, yalnızca neyi sindirdiğimizi değil, vücudumuzun farmakolojik müdahalelere nasıl yanıt verdiğini de belirliyor.
Geleceğin sağlık yaklaşımı;
beslenme, mikrobiyota ve farmakolojinin birlikte ele alındığı bütüncül bir model olacaktır.
Biz diyetisyenler için bu alan yalnızca akademik bir merak değil, klinik pratiğin geleceğidir.
Unutmayalım:
Bağırsak yalnızca sindirim organı değildir.
Aynı zamanda metabolik, immünolojik ve farmakolojik bir düzenleyicidir.
Ve sağlıklı bir mikrobiyota, sağlıklı bir tedavi yanıtının sessiz ama güçlü destekçisidir.
Dyt. Melina Ezgi Tosun
Kaynakça
- Spanogiannopoulos P. et al. The microbial pharmacists within us: A metagenomic view of xenobiotic metabolism. Nat Rev Microbiol. 2016.
- Zimmermann M. et al. Mapping human microbiome drug metabolism by gut bacteria and their genes. Nature. 2019.
- Li H. et al. The gut microbiota and drug metabolism: Current knowledge and future perspectives. Clin Pharmacol Ther. 2020.
- Clarke G. et al. Minireview: Gut microbiota: The neglected endocrine organ. Mol Endocrinol. 2014.
- Wilson ID, Nicholson JK. Gut microbiome interactions with drug metabolism. Nat Rev Drug Discov. 2017.
Kaynak: Bihaber.TR köşe yazarı Melina Ezgi Tosun

